A-

Türkçe   Okunuş Arapça
A'raf [öz.is.] الأعراف
[is] شبكة
[is] شرك
[is] debih طبيخ
[is] debh طبخ
[is] debha طبخة
ağa [is] قرم
ağa [is] سيد العشيرة
aşağı (alçak) [sf] vezi' وضيع
aşağı (bayağı) [sf][Mec] vazi' وضيع
aşağı (...den) [sf] eqalle min أقلّ من
aşağı (...den) [sf] edna min أدنى من
aşağı [is] esfele أسفل
aşağı (aşağıya) [zf] ila esfeli إلى أسفل
aşağı (aşağıya) [zf] İla tehhti إلى تحت
aşağı [is] tehte تحت
aşağı (alt) [sf] tehti تحتي
aşağı (alt) [sf] tehtani تحتاني
aşağı (bayağı) [sf][Mec] deni دنيء
aşağı (alçak) [sf] danin دان [ي]
aşağı çekmek (fiyatı) [fl] haffeze essiğra خفض السعر
aşağı görmek [fl] istesgara استصغر ـه/هـ
aşağı tabaka [sf] errea الرَّعاع
aşağı yukarı teqriben تقرباً
aşağı yukarı hasebet teqribi حسب التقريب
aşağıda fil esfeli في الأسفل
aşağıda geçen (metin içinde) fima yeli فيما يلي
aşağıda geçen (metin içinde) ma yeli ما يلي
aşağıda imzası olan el muveqqi' edna الموقع ادناه
aşağıdaki gibi bişşeklit tali بالشكل التالي
aşağıfa belirtilen mubeyyen ednahu مبين أدناه
aşağılacı [sf] muhin مهين
aşağılacı [sf] muhiddu lilqadri/lissumati محطّ للقدر / للسمعة
aşağılacı [sf] mustehin مستهين
aşağılama [is] imtihan امتهان
aşağılama [is] ihtiqar احتقار
aşağılama [is] tahqir تحقير
aşağılamak [fl] esae ila أساء الى
aşağılamak [fl] ehane اهان ـه/هـ
aşağılamak [fl] haqqara حقر ـه/هـ
aşağılamak [fl] zelle ذل
aşağılanmak [fl] umtuhine أمتهن
aşağılanmak [fl] ustuhine bih أستهين به
aşağılık [is] nezil نذيل
aşağılık [is] mehin مهين
aşağılık [is] haqir حقير
aşağılık [is] deni دنيّ
aşağılık [is] denae دناءة
aşağılık [is] sagir صاغر
aşağılık duygusu / kompleksi murekkeb neqs مركب نقص
aşağılık duygusu / kompleksi uqze neqsin عقذة نقصٍ
aşağılık duygusuna/ kompleksine kapılmak [fl] qamue قمؤ (ـــُ)
aşağılık duygusuna/ kompleksine kapılmak [fl] istesqara nefsehu استصغر نفسه
aşağısında tahte /esfele.. تحت/ اسفل..
aşağıya [zf] ila esfel إلى أسفل
aşağıya [zf] ila teht إلى تحت
aşağıya bakınız! unzur be'dehu انظر بعده
aşağıya doğru fi inhidarin في انحدارٍ
aşağıya doğru ila esfel الى الأسفل
ağaç [is] شجرة
ağaçkakan [is][Zoo] نقارالخشب
ağaçkakan [is][Zoo] القراع
ağaçkakan [is][Zoo] النقار
ağaçkavunu [is][Bot] كباد
ağaçkavunu [is][Bot] اترجة
ağaçlandırma [is] تشجير
ağaçlandırmak [fl] شجر المكان
ağaçlanmak [fl] أشجرالمكان
ağaçlı [sf] مشجر
ağaçlık [is] أجمة
ağaçlıklı [sf] مشجر
ağaçsı [sf] خشبي المظهر
ağaçsı [sf] خشبي التكوين
ağabey [is] الأخ الأكبر
ağalık (ağa olma) [is] سيادة العشيرة
aşama [is] merhale مرحلة
aşama [is] devr دور
aşama [is] derece درجة
aşama [is] şavd شوط
aşama aşama tedriciyyen تدريجيًّا
aşama aşama şey'en feşey'en شيئاً فشئاً
aşama aşama ala merahili على مراحل
aşamalı [sf] mütederric متدرج
aşamalı [sf] tedrici تدريجي
aşamalı [sf] ala merahilin على مراحلٍ
ağarma [is] ابيضاض
ağarma [is] بياض
ağarmak [fl] ابيض
ağarmak [fl] تبيض
ağartı [is] ابيضاض
ağartı [is] بقعة بيضاء
ağartılmak [fl] بيض
ağartmak [fl] بيض هـ
aşçı [is] dahin طاهٍ
aşçı [is] debbah طباخ
aşçıbaşı [is] reis eddebbahin ev debbah رئيس الطباخين أوطباخ
aşçılık [is] fenn debh فنّ الطبخ
aşçılık [is] dihaye طهاية
aşçılık [is] debh طبخ
Kelime Anlamı : Besinlerin çeşitli yöntemlerle yemeye hazır duruma getirilmesine denir.
aşı (ilaç) [is] leqah لقاح
aşı (aşılama) [is] telqih تلقيح
aşı (aşılama) [is] ted'im تطعيم
ağı [is] سم
aşı (ilaç) [is] du'm طعْم
aşı (bitki için) [is] uslucut ted'im عسلوج التطعيم
aşı yapmak / vurmak [fl] leqahe لقح
aşı yapmak / vurmak [fl] leqqahe لقح ـه
aşı yapmak / vurmak [fl] değğame طعم ـه
aşık (kemik) [is][Ant] ke' bul qademi كعب القدم
aşık [is][Mec] velih وله
aşık [is] muhibb محبّ
aşık [is][Mec] muhibb محبّ
aşık [is][Mec] mugrem مغرم
aşık ( ozan ) [is] شَاعِر شَعْبِي يَعْزِف على
aşık [is] aşıq عاشق
aşık (kemik) [is][Ant] azmul ka'bi عظم الكعب
aşık atamamak [fl] La yeatediu munafesetehu لايستطيع منافسته
ağıl [is] مربض
ağıl [is] حظيرة
ağıl [is] زريبة
aşılama [is] telqih تلقيح
aşılama [is] ted'im تطعيم
aşılamak [fl][Mec] leqqane لقن ـه هـ
aşılamak [fl] leqqeha لقح ـه/ هـ
aşılamak [fl] değğeme طعّم
aşılamal (... umudunu aşılamak) [fl] menna منى ـه ب
aşılanmak [fl] luqqihe لقح
aşılanmak [fl] duğğime طعم
aşılı [sf] muleqqah ملقح
aşılmak [fl] uctuyize اجتيز
aşılmaz [sf] meni' (سَدّ) منيع
aşılmaz [sf] ke'da (عقبة) كأداء
aşılmaz [sf] la tüzellelü (صُعُوبَة) لا تذلل
aşınım [is] takul تآكل
aşınım [is] tehatt تحاتّ
aşındırıcı [sf] ekkal أكال
aşındırıcı [sf] hatt حاتّ
aşındırmak [fl] qarreza قرض هـ
aşındırmak [fl] qareza قرص
aşındırmak [fl] ekele أكل هـ
aşındırmak [fl] ebla أبلى
aşındırmak [fl] hatta حتّ
aşınmak [fl] inhatte انحت
aşınmak [fl] takele تآكل
aşınmak [fl] teekkele تأكل
aşınmak [fl] tehatte تحات
aşıntı [is][jeo] mevad lehaqiyye مواد لحقية
ağıotu [is][Bot] شيكران
ağıotu [is][Bot] شوكران
ağır [sf] ثقيل
ağır kanlı [sf] قليل الحركة
aşırı (fiyat) [is] fahiş (سِعْر) فاحش
aşırı (pahalılık) [is] fahiş (غَلاَء) فاحش
aşırı [is] müfrid مفرط
aşırı (istelerinde) [is] mutemadin fi talebatihi متماد في طلباته
aşırı [is] mutecavizul haddi متجاوز الحدِّ
aşırı (taraftar) [is] muteşeddid متشدد
aşırı (taraftar) [is] mutederrif ( fi teassubihi) متطرف (في تعصبه)
aşırı (fiyat) [is] muchif مجحف
aşırı [is] muğalin fevqal haddi مغالٍ فوق الحد
aşırı (fiyat) [is] bahiz باهظ
aşırı çalışmak [fl] efrede fil ameli أفرط في العمل
aşırı çirkin [sf] musrif fid demame مسرف في الدمامة
aşırı üretim ifrad fil intaci إفراط في الإنتاج
aşırı bir yol tutmak [fl] zehebe mezheben beiden ذهب مذهبا بعيدا
aşırı derecede ekser mimma yelzimin أكثر مما يلزم
aşırı derecede eşedd ma yekunu اشدّ ما يكون
aşırı derecede bi ifradi بإفراط
aşırı doz [sf] cur'a devain mufride جرعة دواءٍ مفرطة
aşırı duygusal hassas حساس
aşırı duygusal raqiqul atifeti رقيق العاطفة
aşırı duygusal seri' et teessur سريع التأثر
aşırı gitmek / olmak [fl] efrede fi أفرط في
aşırı gitmek / olmak [fl] şedde fi شطَّ ـــُِ في
aşırı gitmek / olmak [fl] gala fi غالى في
aşırı incelik kiyase baliğa كياسة بالغة
aşırı kısa musrif fil qisari مسرف في القصر
aşırı kilo vezn zaid وزن زائد
aşırı milliyetçi qavmi mutederrif قومي متطرف
aşırı sür'at/hız ifradu fis surati الإفراط في السرعة
aşırı sür'at/hız sur'a zaide سرعة زائدة
aşırı uç ittica mutederrif اتجاه متطرف
aşırı yüksek (vergi) fadiha (zaribe) (ضريبة) فادحة
aşırı yüksek (vergi) muchife مجحفة
aşırılık [is] ferd فرط
aşırılık [is] ifrad افراط
aşırılık [is][Siy] tederruf تطرف
aşırılık [is] quluvv غلوّ
aşırılmak [fl] uhtulise اختلس
aşırıntı [is] muhteles (مال) مختلس
aşırıya kaçmak [fl] irtekebe şededen ارتكب شططًا
ağırbaşlı [sf] وقور
ağırbaşlı [sf] مهيب
ağırbaşlı [sf] رزين
ağırbaşlı [sf] رصين
ağırbaşlılık [is] وقار
ağırbaşlılık [is] توقر
ağırbaşlılık [is] رزانة
ağırbaşlılık [is] رصانة
ağırca [sf] ثقيل نوعاما
ağırkanlı [sf] متثاقل
ağırkanlı [sf] ثقيل
ağırlaşmak (hava) [fl] صار الجو خانفا
ağırlaştırmak [fl] أضاف وزنا الى
ağırlaştırmak [fl] ثقل هـ
ağırlama (misafir) [is] قرى
ağırlama (misafir) [is] ضيافة
ağırlamak [fl] أضاف
ağırlamak [fl] استضاف
ağırlamak [fl] ضيف
ağırlanmak [fl] أكرم
ağırlanmak [fl] ضيف
ağırlık (ağır olma) ثقل
ağırlıklı [is] مكثف
ağırlıklı [is] مركز
aşırma [is] neşl نشل
aşırma (edebi eseri) [is] intihal انتحال
aşırma [is] intişal انتشال
aşırma [is] istiraq استراق
aşırmacılık (bilimsel) [is] intihal انتحال
aşırmacılık (bilimsel) [is] seriqa edebiyye سرقة أدبية
aşırmak (eser vb) [fl] intehale انتحل هـ
aşırmak ( cüzdanını) [fl] inteşele انتشل هـ
aşırmak [fl] ihtelese اختلس (شيئاً تافهًا)
aşırmak (çabucak çalmak) [fl] ihtedefe اختطف هـ
aşırmak [fl] istereqa استرق
ağırsamak [fl] استثقل الأمر
aşısız [sf] gayri mulaqqah غير ملقح
ağıt [is] نواح
ağıt [is] مرثية
ağıt [is] مرثاة
ağıt [is] رثاء
ağıtçı (kadın) [is] معددة
ağız [is] فم
ağızlık (sigara için) [is] مصاصة السجاءر
aşüfte [is] leub لعوب
aşüfte [is] macine ماجنة
aşüfte [is] imrae hafife إمرأة خفيفة
ağdacı [is] صانع معجون السكروباءعه
ağdalaşmak [fl] عقد
ağdalaşmak [fl] غلظ
ağdalanmak [fl] عقد
ağdalanmak [fl] غلظ
ağdalı [sf] لزج
ağdalı [sf] دبق
ağdalı [sf] صمغي
aşermek (hamile kadın) [fl] vehime yehimu / yevhemu وحم يحم/ يوحم
aşevi (aşhane) medbeh hayri مطبخ خيري [لتوزيع الطعام عل
aşevi (aşhane) [is] med'am şe'bi مطعم شعبي
aşikar [sf] zahir ظاهر
aşikar [sf] ganiyyu anil beyani غنيّ عن البيان
aşikar [sf] sarih bizatihi صريح بذاته
aşikâre [zf] biserahati ceharen neharen بصراحة جهارًا نهارًا
aşikâre [zf] alal melai على الملإ
aşina [sf] me'luf مألوف
aşina [sf] me'nus مأنوس
aşina olmak [fl] kane me'lufen bi كان مألوفًا ب
aşinalık [is] ulfe ألفة
aşinalık [is] uns انس
aşinalık [is] taluf تآلف
aşiret [is] qabile قبيلة
aşiret [is] aşire عشيرة
aşiyan [is][Esk] عشّ
aşk (gayret) [is] neşad نشاط
aşk (gayret) [is] hemase حماسة
aşk [is] hubb حبّ
aşk [is] عشق
aşk [sf] garami غرامي
aşk [sf] gazali غزالي
aşk [sf] gazaliyy غزاليّ
aşk dolu idqıyy عشقيّ
aşk dolu garamiyy غراميّ
aşk hikayesi qıssatu hubbin قصة حبٍ
aşk hikayesi qıssa garamiyye قصة غرامية
aşk ilişkisi alaqa garamiyye علاقة غرامية
aşk maceraları / oyunları garamiyyat غراميات
aşk mektubu risale hubbin رسالة حبٍّ
aşk mektubu risale garamiyye رسالة غرامية
aşka getirmek [fl] şevveqa شوق ـه
aşkın [sf] nezih نزيه
aşkın [sf] nezi نزه
aşkın [sf] münezzeh منزه
aşkınlık [is] neze نزه
aşkınlık [is] nezahe نزاهة
ağlaşmak [fl] تواجدوا
ağlaşmak [fl] تباكوا
ağlama [is] بكاء
ağlamak [fl] بكى على
ağlamaklı [sf] على وشك البكاء
ağlamaklı [sf] على وشك البكاء
ağlanmak [fl] بكي عليه
ağlatmak [fl] أدمع
ağlatmak [fl] ابكى
ağlatmak [fl] بكى
aşma (geçme) [is] ictiyaz اجتياز
aşma (geçme) [is] teaddin تعدٍّ (ي)
aşma (sayı vb) [is] ziyade زيادة (على)
aşmak [fl] tecaveze تجاوز هـ
aşmak [fl] teadde تعدى هـ
aşmak [fl] caveze جاوز
ağmak (terazi kesesi) [fl] رجح
aşna fişne [is][Tkz] alaqa garamiyye/ meşbuhe علاقة غرامية/ مشبوهة
ağnamak [fl] تمرغ في التراب
ağrı [is] وجع
ağrı [is] ألم
ağrı duyulmayan [is] بدون وجع
ağrı duyulmayan [is] غيرمؤلم
Ağrı, sancı [is] وجع
Ağrı, sancı [is] ألم
ağrılı (ağrı duyan) [sf] متوجع
ağrılı (ağrı duyan) [sf] متألم
ağrılı olmak [fl] اوجع
ağrılı olmak [fl] الم
ağrımak [fl] اوجع
ağrımak [fl] الم
ağsı [sf] متشابكة
ağsı [sf] شبكي
ağtabaka [is] شبكية
aşure [is] nev' minel heleviyyati نوع من الحلويات [يصنع من الح
Aşure günü yevm aşura يوم عاشوراء
ağustos [is] اب
ağustos [is] اغسطس
[sf] جوعان
[sf] جاءع
aç gözlü [is] جشع
aç gözlü [is] شره نهم
aç gözlülük [sf] نهم
aç gözlülük [sf] جشع
aç gözlülük [sf] شره
aç gözlülük [sf] شراهة
aç karnına [zf] الطوى
aç karnına [zf] على الريق
aç karnına [is] على الريق
aç karnına [is] على الطوى
aç kurt gibi [zf] بنهم
aç kurt gibi [zf] بشراهة
açacak (alet) [is] فتاحة (الزجاجات)
açış [is] فتح
açığa çıkarmak [fl] كشف عن
açığa çıkarmak [fl] أظهر
açığa çıkarmak [fl] بين
açığa çıkarmak [fl] جلى
açığa vurmak (sırrı) [fl] كشف سرا
açığa vurmak (duyguları) [fl] كشف عن
açığa vurmak (sırrı) [fl] أفشى
açığa vurmak (sırrı) [fl] باح بالسر
açığa vurmak (bşi) [fl] صدع ب..
açıölçer [is] مقياس الزوايا
açıölçer [is] منقلة
açık (koyu olmayan, renk) [sf] (لون) فاتح
açık (yara) [sf] (جرح) مفتوح
açık (yara) [sf] (جرح) حديث الإصابة
açık (gökyüzü) [sf] (سماء) صافية
açık (çay) [sf] (شاي) حفيف
açık (yol) [sf] (طريق) مفتوح
açık (yol) [is] (طريق) سالك
açık (açık saçık) [sf] فاضح
açık (belirgin) [sf] واضح
açık (anlaşılır, net) [sf] واضح
açık (bütçe, hesap,kasa vb. için) [is] نقص (في المخزون)
açık (kapalı olmayan yer) [is] هواء طلق
açık (kapalı karşıtı) [sf] مفتوح
açık (dükkan vb.) [is] مفتوح
açık (açık saçık) [sf] مكشوف
açık (kol, kucak) [sf] ممتدتان
açık (anlaşılır, net) [sf] مبين
açık (aralıklı) [sf] متباعد
açık (gün, hava) [sf] مشمس
açık (açıkça) [zf] بوضوح
açık (gizli olmayan) [sf] باد للعيان
açık (basit) [sf] بسيط
açık (açıkça) [zf] بصراحة
açık (anlaşılır, net) [sf] جلي
açık (örtüsüz) [sf] حاسر
açık (açık saçık) [sf] خليع
açık (örtüsüz) [sf] سافر
açık (kadro, mevki) [sf] شاغر
açık (gizli olmayan) [sf] ظاهر
açık (örtüsüz) [sf] عار
açık (bütçe, hesap,kasa vb. için) [is] عجز (المالي)
açık (deniz için) [sf] عرض (البحر)
açık (basit) [sf] غيرمعقد
açık (hava) [sf] صاف
açık (hava) [sf] صحو
açık (gün, hava) [sf] صحو
açık (anlaşılır, net) [sf] صريح
açık açık [zf] بدون تحفظ
açık açık [zf] بصراحة
açık açık [zf] صراحة
açık artırma [zf] مزايدة
açık artırma [zf] مزاد علني
açık artırmaya çıkarmak [fl] اشهرمزاد بيع شيء
açık artırmaya çıkarmak [fl] عرض شيءا للمزادالعلني
açık çek [sf] صك موقع على بياض
açık öğretim [sf] دراسة بالانتساب
açık bir şekilde [zf] بصراحة
açık bir şekilde [zf] صراحة
açık ciro [sf] تظهيرعلى بياض
açık deniz [sf] عرض البحر
açık fikirli [sf] واسع الأفق
açık fikirli [sf] منفتح العقل
açık fikirli [sf] متفتح الذهن
açık hava (güneşli) [sf] يوم مشمس
açık hava (güneşli) [sf] صحو
açık hava tiyatrosu [is] مسرح مكشوف
açık hava tiyatrosu [is] مسرح الهواء الطلق
açık havada [is] في الهواء الطلق
açık havada [is] في الخلاء
açık hesap [sf] بيع بالدفع المؤجل
açık hesap [sf] حساب مفتوح
açık hesap [sf] حساب مكشوف
açık kalpli [sf] خالص
açık kalpli [sf] سليم
açık kalpli [sf] صافي النية
açık kapatmak (para için) [fl] سدد عجزا
açık kapı bırakmak [fl] ترك له مجالا
açık kapı bırakmak [fl] ترك المجال مفتوحا
açık kredi [is] دين بلاضمان
açık olarak [zf] بوضوح
açık olarak [zf] بصورة جلية
açık olarak [zf] صراحة
açık olarak belirtmek (duygularını) [fl] اعرب عن
açık olarak belirtmek (duygularını) [fl] عبرعن
açık olmak (piyasa) [fl] انتعش السوق
açık oturum [sf] ictima' amm اجتماع عامّ
Kelime Anlamı : Bir sözlü anlatım türüdür. Toplumun her kesimini ilgilendirebildiği gibi, belli bir konuda da düzenlenebilir. Uzman kişiler bir başkan yönetiminde topluluk karşısında tartışır.
açık oturum [sf] celse aleniyye جلسة علنية
Kelime Anlamı : Bir sözlü anlatım türüdür. Toplumun her kesimini ilgilendirebildiği gibi, belli bir konuda da düzenlenebilir. Uzman kişiler bir başkan yönetiminde topluluk karşısında tartışır.
açık oy [sf] تصويت علني
açık rejim [sf] نظام برلماني
açık renkli [sf] فاتح اللون
açık saçık (giyim kuşam) [öz.is.] فاضح ] لباس]
açık saçık (söz, konuşma) [sf] (كلام) فاحش
açık saçık (söz, konuşma) [sf] (كلام)بذيء
açık saçık (giyim kuşam) (لباس) عار
açık saçık (resim) [sf] (صورة) عارية
açık saçık konuşmak [sf] افحش في الكلام
açık saçıklık [is] خلاعة
açık saçıklık [is] عري
açık sözlü [sf] صريح
açık sözlülük [öz.is.] صراحة (في الكلام)
açık seçik (yayın) [sf] منشورات فاضحة
açık seçik (yayın) [sf] مجلة فاضحة
açık seçik [is] بصراحة
açık seçik [is] دون تحفظ
açık seçik (yayın) [sf] غيرمحتشمة
açık vermek (hesap) [fl] سجل عجزا في الحساب
açık vermek (belli etmek) [fl] ظهرعنه ما يخفي
açık yürekli [sf] سليم النية
açıkça [zf] بغيرتحفظ
açıkçası [zf] لاأخفيك الكلام
açıkçası [zf] بصراحة
açıkgöz [sf] فطن
açıkgöz [sf] واسع الحيلة
açıkgöz [sf] نبيه
açıkgözlük [is] فطنة
açıkgözlük [is] نباهة
açıklaşmak اتضح
açıklama (şerh) [is] ايضاح
açıklama (şerh) [is] توضيح
açıklamak (izah etmek) [fl] فسر ه..
açıklamak (izah etmek) [fl] وضح
açıklamak (izah etmek) [fl] اوضح
açıklamak (izah etmek) [fl] شرح
açıklamalı [sf] مشروح
açıklamalı [sf] بالشرح
açıklanamaz [sf] لايمكن تفسيره
açıklanamaz [sf] لايمكن تعليله
açıklanamaz [sf] لايؤول
açıklanmak (...ile) فسرب
açıklayıcı (izah edici) [sf] بياني
açıklayıcı (izah edici) [sf] تفسيري
açıklayıcı (izah edici) [sf] توضيحي
açıklık [is] وضوح
açıklık [is] جلاء
açıklıkla [zf] بوضوح
açıklıkla [zf] بصراحة
açıktan (uzaktan) [zf] عن بعد
açılış (açılma) [is] انفتاح
açılım [is] انفتاح
açılım [is] تقدم
açılır kapanır [sf] قابل للطي
açılmak (açık olmak) [fl] انفتح
açımlamak (bşi) فصل القول في
açımlamak (bşi) أطنب في شرح..
açıortay [is][Mat] munassif ezzaviye منصف الزاوية
Kelime Anlamı : Geometride bir açıyı iki eşit açı şeklinde bölen yapıdır.
açısal [sf] متعلق بالزوايا
açısal [sf] زاوي
açlık (aç olma) [is] مسغبة
açlık (aç olma) [is] جوع
açma [is] فتح
açmak [fl] فتح
açmak [fl] فغر
açmaz [is] ورطة
açmaz [is] مشكلة
açmaz [is] إخراج
açtırmak [fl] يفتح
açtırmak جعل
aba [is] عباءة
abajur [is] كمةالمصباح
abajur [is] ظلةالمصباح
abajur [is] eakis alddaw' عاكس الضوء
Kelime Anlamı : abajur
abaküs [is] معداد
abalı من يرتدي عباءةَ
abanmak اِتَّكأ
abanmak اِرْتَكَزَ
abanoz [sf][Bot] مَصْنُوع مِنْ الأبْنُوس
abanoz [is] الآبَنُوس
abanoz [is] الأَبْنُوس
abartı [is] مُبَالَغَة
abartı [is] مُغَالاَة
abartı [is] تَهْوِيل
abartış [is] مُبَالغة
abartıcı [sf] مُهَوِّل
abartıcı [sf] مُبَالغ
abartıcı [sf] مُغَالٍ
abartılı [sf] مُفْرَط فيه
abartılı [sf] مُهَوَّل
abartılı [sf] مُبَالَغ فيه
abartılmak بُولغَ فيه
abartısız [sf] وَاقِعِيَّا
abartısız [sf] بِلاَمُبَالغَةٍ
abartısız [sf] بِالضَّبْطِ
abartıya kaçmak (bşde) [fl] أَفْرَطَ في
abartıya kaçmak (bşde) [fl] بَالَغَ
abartıya kaçmak (bşde) [fl] غَلَى في
abartma [is] مُبَالَغَة
abartma [is] مُغَالاَة
abartma [is] تَهْوِيل
abartmak(bşi) [is] أَفْرَطَ في
abartmak(bşi) [fl] بَالَغَ في
abartmak(bşi) [fl] غَالَى
abartmalı [sf] مُبَالَغ فيه
abartmasız [sf] وَاقِعِيَّابِالضَّبْطِ
abartmasız [sf] بِلاَمُبَالغَةٍ
abat etmek [sf] عَمَّرَالمَكَانَ
Abaza [öz.is.] أبخازي
abazan [is][Arg] من لَم يُلاَمِسِ النَّساءَ
abazan [is][Arg] أَعْزَب
abûs [sf] عبوس
abdala malum olur [d] أصبت
abdala malum olur [is] صح حدسك
abdâl [is] درويش ساءح
abdest [is] وضوء
abdest alma [is] وضوء
abdest alma [is] توضؤ
abdest almak [fl] توضأ
abdest almak [is] تطهر
abdest bozmak [is] قضى حاجته
abdest bozulmak [is] انتقض وضوءه
abdest tazelemek [is] جدد وضوءه
abdesthane [is] مراحيض
abdesthane [is] مرحاض
abdesti gelmek [is] جاءته الحاجة
abdestinde namazında [sf] ملتزم بدينه
abdestinde namazında [sf] متدين
abdestli [sf] متوضى
abdestli [sf] على وضوء
abdestsiz [sf] بلاوضوء
abdestsiz [sf] غيرمتوضئ
abdestsiz yere basmamak [sf] كان تقيا
abdestsiz yere basmamak [sf] ملتزمابدينه
abece [is] ألفباء
abece [is] ابجدية
abecesel [is] ألفباءي
abecesel [is] ابجدي
abes [zf] لاطاءل منه
abes [zf] بلاجدوى
abes bulmak [zf] رأى هبلا جدوى
abes kaçmak [zf] لم يناسب الحال
abesle iştigal [zf] نفخ في رماد
abesle iştigaldir [zf] من العبث ان
abide [is] نصب
abide [is] نصب تذكارى
abide [is] أثر تذكاري
abideleşmek [is] صارمثلا أعلى
abidevi [sf] أثري
abidevi [sf] تذكاري
abit [is] متعمد
abit [is] عابد
abla [is] الاخت الكبرى
ablak [is] مكلثم
ablak [is] مستدير الوجه
abluka [is] نطاق الحصار
abluka [is] محاصرة
ablukayı delmek/ yarmak [is] كسر الحصار
ablukayı kaldırmak [is] رفع الحصار
abone [is] مشترك
abone [fl] اشتراك
abone bedeli/ ücreti [is] بدل الاشتراك
abone olmak [fl] اشترك في
abone olmak [fl] دفع اشتراكا
abonelik [is] اشتراك
abonman [is] اشتراك
abonman bileti [is] تزكرهاشتراك
abonman kartı [is] بطلقةاشتراك
abraş (alaca,lekeli) [sf] مبقع
abraş (cilt hastası) [sf] أبرص
abraş (alaca,lekeli) [sf] أرقش
absorbe etmek [fl] امتص
absorbe etmek [fl] تشرب
Abu Dabi [öz.is.] ابوظبي
abuk sabuk [zf] تافه
abuk sabuk [zf] سخيف
abuk sabuk [zf] غيرمعقول
abuk sabuk konuşmak [sf] هذى
abuk sabuk konuşmak [sf] هذر
abus [sf] متجهم
acaba [zf] تاترى
acaba [zf] ترى
acaba [zf] عجبا
acaba ne zaman [zf] متى ياترى
acaba tekrar gelebilir miyim [sf] أتراني اعود
acar [sf] مقدام
acar [sf] سباق
acayibine gitmek [sf] أثاردهشته
acayip [sf] خيرمألوف
acayip [sf] عجيب
acayip [sf] غريب
acayip olmak [fl] عجب
acayip olmak [fl] غرب
acayipleşmek [fl] عجب
acayipleşmek [fl] غرب
acayiplik [is] شذوذ
acayiplik [is] غرابة
Acı (biber acısı) [is] الفلفل
Acı (biber acısı) [is] الحاد
Acı (biber acısı) [is] الحار
acı çekmek ألم
acı çektirme تعذيب
acı çektirmek [fl] الم
acı çektirmek عذب
acı bakla [sf] ترمس
acı biber [sf] فلفل
acı biber [sf] حار
acı biber [sf] حريف
acı dolu [sf] مفعم
acı dolu [is] ملتاع
acı dolu [is] متألم
acı dolu [sf] بالهموم
acı duymak [fl] أحسن
acı duymak [fl] بألم
acı elma [sf] حنظلة
acı elma [sf] علقمة
acı kaybımız (öz. ölüm ilanlarında) [is] الفقيد
acı kaybımız (öz. ölüm ilanlarında) [is] الراحل
acı kaybımız (öz. ölüm ilanlarında) [is] حريفا
acı tatlı olaylar / günler [is] السراء والضراء
acı tecrübeler yaşamak [is] عاش تجارب مريرة
acı vermek (b-e) اوجع
acı vermek (b-e) [fl] الم
acı vermek (b-e) عذب
Acıklı [sf] يقطع القلب
acıklı [sf] يقطع القلب
Acıklı [sf] يرثى له
acıklı [sf] يرثى له
acıklı [sf] مفتت للاكباد
Acıklı [sf] مأساوي
acıklı [sf] مأساوي
Acıkmak [fl] جاع
acıkmak [fl] جاع
Acıktırmak [fl] جوع
acıktırmak [fl] جوع
acılaşmak (tadı acı olmak) [fl] صارمرا
acılarını dindirmek (b-nin) [fl] خفف الامه
acılarını dindirmek (b-nin) [fl] خفف الامه
acılarını dindirmek (b-nin) [fl] خفف الامه
acılarını paylaşmak (b-nin) [fl] شاركه في الامه
acılarını paylaşmak (b-nin) [fl] شاركهافي الامه
acılı [sf] مفلفل
acılık (biber acısı) [is] حدة
acılık (biber acısı) [is] حرارة
acıma [is] مرارة
acımasız [sf] قاس
acımasız [sf] عديم الرحمة
acımasız [sf] عديم الشفقة
acımasız [sf] صارم
acımasızca [zf] بوحشية
acımasızca [zf] بقساوة
acımasızlık [is] وحشية
acımasızlık [is] قسوة
acımasızlık [is] قساوة القلب
acımsı [sf] فيه مرارة
acınacak [sf] مثيرللرحمة
acınacak [sf] مدعاة للشفقة
acındırma [is] إثارةالشفقة
acındırma [is] تذلل
acındırmak [fl] أثارشفقته
acınmak [fl] رؤف به
acınmak [fl] عطف عليه
acısını çekmek (bşin) [fl] قاسى الام
acısını çekmek (bşin) [fl] عانى
acısını hafifletmek [fl] خفف عن
acısını hafifletmek [fl] سلىه
acısını hafifletmek [fl] سرى عن
acısını hafifletmek [fl] عزىه
acısız (yiyecek vb.için) [sf] بلافلفل
acısız (yiyecek vb.için) [sf] غيرحار
acıtıcı [sf] موجع
acıtıcı [sf] مؤلم
acıtmak أوجع
acele [sf] مستعجل
acele (ivecenlik) [is] استعجال
acele (tez olarak) [zf] بعجلة
acele (ivecenlik) [is] تسرع
acele (tez olarak) [zf] على عجل
acele [sf] عاج
acele (ivecenlik) [is] عجلة
acele dağıtım [is] توزيع مستعجل
acele et [is] أسرع
acele etme مهلك
acele etme [sf] على رسلك
acele etme [sf] عاى مهاك
acele etmeden [zf] بتودة
acele etmeden [zf] بتأن
acele etmeden [zf] على مهل
acele etmek / davranmak [fl] استعجل
acele etmek / davranmak [fl] تسرع
acele etmek / davranmak [fl] تعجل في
acele etmek / davranmak [fl] عجل
acele etmemek [fl] تأنى
acele etmemek [fl] تروى
acele ettirmek [fl] استعجل
Aceleci [sf] متسرع
Aceleci [sf] غيرمترو
Aceleci davranmak [fl] تسرع
Aceleci davranmak [fl] تعجل
Aceleci davranmak [fl] تصرف بعجل
Acelecilik [is] تسرع
Acelecilik [is] تعجل
acelesi olmak [fl] كلن مستعجلا
Acelesiz [sf] مترو
Acelesiz [sf] متمهل
Acelesiz [sf] متأن
Aceleye gelmiş / getirilmiş [is] متسعجل
Acem [sf] فلرسي
Acemi [sf] الخبرة
Acemi - Tecrübesiz [sf] عديم ا لخبرة
Acemi - Tecrübesiz [sf] غيرمجرب
Acemi çaylak [sf] أجرق
Acemi çaylak [is] عديم ا لتجربة
Acemi er [sf] مجندحديثا
Acemi er [sf] جندي مبتد ئ
Acente [is] وكالة
Acente [is] مكتب تجاري
Acentelik [is] وكالة تجارية
Acep [zf] ياترى
Acep [zf] عجبا
acil [sf] مستعجل
acil [sf] معجل
acil [sf] سريع
acil [sf] عاجل
acil şifalar [sf] سلامتك
acil şifalar [sf] شفاك الله
acil şifalar dilemek [fl] تمنى الشفاء العاجل
acil önlemler almak [sf] اتخذ تدابيرعاجلة
acil önlemler/tedbirler [sf] اجراءات عاجلة
acil önlemler/tedbirler [sf] تدابيرعاجلة
acil durum [sf] حالة الطوارئ
acil durumlarda [sf] في حالات الطوارئ
acil ihtiyaç [sf] حاجة ماسة
acil posta [sf] بريدسريع
acil servis [sf] قسم الحالات الاستعجالية
acil servis [sf] مركزالاسعاف
acil toplantı [sf] طارئ عاجل
acil yardım [sf] الاسعافات الأولية
acilen [zf] عاجلا
aciz [is] عجز
aciz kalmak [fl] عجز عن
aciz, güçsüz [sf] قاصر
aciz, güçsüz [sf] عاجز
acizane (tevazu ifadesi) [zf] العبد الضعيف
acuze [is] عجوزشمطاء
acze düşmek [fl] عجز
ad [is] اسم
ada [is] جزيرة
adaş [sf] مشترك في الاسم
adaş [sf] سمي
adaçayı [is] قويسة
adaçayı [is][Bot] مريمية
adabımuaşeret [is][Esk] اداب السلوك
adabımuaşeret [is][Esk] اصول التعامل
adacık [is] جزيرة
adak (adama) [is] نذر
adaklık [sf] معدللنذر
adalı [is] جزري
adalı [is] ساكن جزيرة
adale [is] عضلة
adaleli [sf] قوي العضلات
adaleli [sf] مفتول العضلات
adaleli [sf] مفتول العضلات
adalet (hakkı gözetme) [is] قسط
adalet (hakkı gözetme) [is] إنصاف
adalet (hakkı gözetme) [is] عدل
adalet (hakkı gözetme) [is] عدالة
adaletli [sf] مقسط
adaletli [sf] عادل
adaletli [sf] عدل
adaletlilik [is] عدل
adaletlilik [is] عدالة
adaletsiz [sf] مخالف للعدل والحق
adaletsiz [sf] جاءر
adaletsiz [sf] غير عادل
adaletsizlik [is] جوز
adam [is] رجل
adamak (taahhüt etmek) [fl] قطع على نفسه عهدا
adamak (taahhüt etmek) [fl] نذر
adamakıllı [zf] بإتقان
adamakıllı [zf] باعتناء
adamakıllı [zf] بشكل جيد
adamcağız [is] المسكين
adamkökü [is][Bot] لفاح
adamotu [is][Bot] لفاح
adanmak [fl] نذر
adap [is] اداب السلوك
adaptasyon [is] تكيف
adaptör [is] محول كهرباءي
adapte [sf] متكيف
adasoğanı [is][Bot] عنصل
aday [is] مقدم الطلب
aday [is] مترشح
aday [is] مرشح
adaylık [is] ترشيح
adaylık [is] ترشح
adıl [is][Dilb] ضمير
adım [is] خطوة
adımlamak [fl] قاس طول المسفة بخطواته
adımlık (iki adımlık yer) [sf] في مسافة قصيرة
adımlık (iki adımlık yer) [sf] قريب جدا
addedilmek [fl] أعتبر
addetmek (bşi... olarak) [fl] اعتبر
addetmek (bşi... olarak) [fl] حسب
addolunmak (...olarak) [fl] أعتبر أنه..
adem [is][Esk] انعدام
Adem [öz.is.] ادم
adem [is][Esk] عدم
adem [is][Esk] عدمية
ademimerkeziyetçi [sf] لامركزي
ademimerkeziyetçilik [is] اللامركزية
ademoğlu [is] ابن ادم
adet (alışkı) [is] عادة
adet [is] عدد
adeta [zf] ك
adeta [zf] كأن
adeta [zf] دأب
adeten [zf] كأنما
adeten [zf] عادة
adetleşmek [fl] جرت العادة عليه
adetleşmek [fl] صارعادة
adetleşmiş [sf] معتاد
adetleşmiş [sf] دارج
adi (aşağılık, bayağı) [sf] رديء
adi (aşağılık, bayağı) [sf] سافل
adi (aşağılık, bayağı) [sf] ساقط
adil [sf] مقسط
adil [sf] منصف
adil [sf] عادل
adil [sf] غيرمتحيز
adilane [zf] بطريقة عادلة
adilane [zf] بعدالة
adileşmek [fl] هان
adileşmek [fl] انحط
adilik [is] انحطاط
adilik [is] حقارة
adilik [is] خسة
adilik [is] ذلة
adillik [is] انصاف
adillik [is] عدل
adlandırılmak [fl] أطلق عليه إسم..
adlandırılmak [fl] دعي ب..
adlandırılmak [fl] سمي ب..
adlandırmak [fl] أسمى
adlandırmak [fl] أطلق عليه اسم
adlandırmak [fl] دعا
adlandırmak [fl] سمى
adlı [sf] مدعو ب..
adlı [sf] مسمى ب..
adli [sf] قضاءي
adli [sf] شرعي
adli [sf] عدلي
adliye (sistem) [is] النظام القضاءي
adrenalin [is] الكظرين
adrenalin [is] الأدرينالين
adres [is] محل الإقامة
adres [is] عنوان
Adriyatik Denizi [öz.is.] البحر الأدرياتيكي
aerobik [is] الرياضة الهواءية
aerobik [is] الرقص الرياضي
aerodinamik علم الحركة الهواءية
af [is] مغفرة
af [is] رحمة
af [is] عفو
af [is] غفران
af [is] صفح
afacan [is] ولد شقي
afacanlık [is] عفرتة
afal afal [zf] مدهوشا
afal afal [zf] بدهشة
afallamak [fl] وقف حاءرا
afallamak [fl] اخذه العجب
afallamak [fl] اخذته الدهشة
afallamak [fl] بهت
afallamak [fl] ذهل
afallatmak [fl] أدهش
afallatmak [fl] أذهل
afallatmak [fl] صعق
aferin [ünl] نعم مافعلت
aferin [ünl] مرحى بك
aferin [ünl] أحسنت
aferin [ünl] عليك نور
afet (doğal yıkım) [is] كارثة
afet (doğal yıkım) [is] مصيبة
afet (doğal yıkım) [is] طامة كبرى
afetzede [is] متضرر بالكارثة
afetzede [is] مصاب
affedicilik [is] مسامحة
affedicilik [is] سماح
affedilmek [fl] غفر له
affedilmek [fl] صفح عنه
affedilmez [sf] لا يغتفر
affedilmez [sf] لا يصفح عنه
affedilmez [sf] لايغفر
affetme [is] مغفرة
affetme [is] عفو
affetme [is] غفران
affetme [is] صفح
affetmek [fl] عفا عن
affetmek [fl] غفر ل
affetmek [fl] صفح عن
affettirmek [fl] يسامح
affettirmek [fl] جعل
affolunabilir [sf] يغتفر
affolunabilir [sf] يصفح عنه
affolunmak [fl] أغتفرله
affolunmak [fl] صفح عنه
Afgan [öz.is.]
Afganistan [öz.is.] افغانستان
Afganlı [öz.is.] أفغاني
afi [is] تبختر
afiş [is] لافتة
afiş [is] ملصق
afiş [is] اعلان
afişe (afişe etmek) [fl] فضح هـ
afişe (afişe etmek) [fl] أفشى هـ
afife [sf][Esk] طاهرة
afife [sf][Esk] عفيفة
afili [sf] متبختر
afiyet [is] حالة الصحة
afiyet [is] سلامة من المرض
afiyet [is] عافية
aforizm (özdeyiş) [is] قولة
aforizm (özdeyiş) [is] مقولة
aforoz [is] حرم
aforoz [is] حرمان
afra tafra [is] هيجان
Afrika [öz.is.] افريقيا
Afrikalı [öz.is.] افريقي
afrodizyak [is] ناعوظ
afrodizyak [is] مقويات للباءة
afrodizyak [is] منعظات
afsun [is] تعويذة
afsun [is] رقية
afsunlu [sf] تعويذي
afsunlu [sf] تعزيمي
aft humması [is] الحمى القلاعية
afyon [is] افيون
afyonkeş [is] مدمن أفيون
afyonkeş [is] حشاش
agnostik [is][Fels] اللاادري
agnostisizm [is][Fels] اللاادرية
agraf [is] مشبك
agraf [is] إبزيم
agraf [is] بكلة
agu [öz.is.] صوت لمناغاة الأطفال
ah [ünl] اواه
ah [ünl] اه
ah [ünl] اها
aha [ünl] هاهي
ahali [is] الأهلون
ahali [is] الاهالي
ahali [is] العامة
ahali [is] سكان
ahali [is] عامة الناس
ahar [is] معجون غروي
ahşap [sf] مصنوع من خشب
ahşap [sf] خشبي
ahçı [is] طباخ
ahçılık [is] مهنة الطباخ
ahçılık [is] طباخة
ahım (ahım şahım olmamak) [fl] ليس راءعا متميزا
ahır [is] اسطبل
ahbap [is] مقرب
ahbap [is] إلف
ahbap [is] خل
ahbap [is] رفيق
ahbap [is] صديق
ahbaplık [is] مودة
ahbaplık [is] صداقة
ahdetmek [fl] قطع على نفسه عهدا على
ahenk [is] وءام
ahenk [is] انسجام
ahenk [is] اتناغم
ahenk [is] توافق
ahenk [is] تناسب
ahenkli [sf] ملاءم
ahenkli [sf] منسجم
ahenkli [sf] متناغم
ahenksiz [sf] ناشز
ahenksiz [sf] متنافر
ahenksizlik [is] نشوز
ahenksizlik [is] تنافر
aheste [sf] متأن
ahir [is] اخر
ahiret [is] الاخرة
ahiret [is] الحياة الأخرى
ahit [is] ميثاق
ahit [is] عهد
ahize [is] سماعة الهاتف
ahkam [is] احكام
ahlak [is] الاداب
ahlak [is] اخلاق
ahlaken [zf] أخلاقيا
ahlaki [sf] لأخلاقي
ahlaki [sf] ادبي
ahlakiyat [is] علم الأخلاق
ahlaklı [sf] مهذب
ahlaklı [sf] متخلق
ahlaklı [sf] ذو أخلاق عالية
ahlaklılık [is] أخلاقية
ahlaklılık [is] اداب
ahlaklılık [is] خلق
ahlaksız [sf] فاجر
ahlaksız [sf] فاسق
ahlaksız [sf] مناف للأخلاق
ahlaksız [sf] ماجن
ahlaksız [sf] متهتك
ahlaksız [sf] خليع
ahlaksız [sf] داعر
ahlaksız [sf] غيرأخلاقي
ahlaksızca [zf] بشكل لااخلاقي
ahlaksızlık [is] قلة الآدب
ahlaksızlık [is] قلة تربية
ahlamak [fl] تأوه
ahlat [is][Bot] إجاص بري
ahmak [sf] ابله
ahmak [sf] احمق
ahmak [sf] غبي
ahmakça (biraz ahmak) [sf] فيه حماقة
ahmakıslatan [is] مطرخفيف
ahmakıslatan [is] راذاذ المطر
ahmaklık [is] بلاهة
ahmaklık [is] حمق
ahmaklık [is] حماقة
ahmaklık [is] غباوة
ahret [is] الاخرة
ahret [is] دارالاخرة
ahtapot [is][Zoo] اخطبوت
ahu (ceylan) [is] ظبي
ahu (ceylan) [is] غزال
ahududu [is][Bot] توت العليق
ahududu [is][Bot] توت شوكي
ahval [is] أحوال
ahval [is] اوضاع
ahval [is] ظروف
aidat (üye için) [is] بدل اشتراك
AIDS [is] مرض فقدان المناعة المكتسبة
AIDS [is] الأيدز
aile [is] اسرة
aile [is] عاءلة
ailece [zf] بشكل عاءلي
ailesiz [sf] مقطوع من شجرة
ailesiz [sf] من لاقريب له
ailevi [sf] اسري
ailevi [sf] عاءلي
ait (mülkiyetinde) [sf] ملك
ait (mülkiyetinde) [sf] مملوك
ajan [is] جاسوس
ajan [is] عميل
ajanda [is] مفكرة يومية
ajanda [is] مذكرة
ajanlık [is] تجسس
ajanlık [is] جوسسة
ajans (haber için) [is] وكالة أنباء
ajitasyon [is] استفزاز
ajitasyon [is] تهييج
ak (beyaz) [is] اللون الأبيض
akaç [is] مصرف
akaçlama (suyu) [is] تصريف المياه
akaçlamak (suyu) [fl] صرف المياه
akabinde [zf] اثر...
akabinde [zf] عقب...
akabinde [zf] على عقب...
akademi [is] مجمع علمي
akademi [is] معهد
akademi [is] أكاديمية
akademik [sf] أكاديمي
akademik [sf] cami'i جامعي
akademisyen [is] أكاديمي
akademisyen [is] جامعي
akait [is] عقيدة دينية
akamet [is] عقم
akanyıldız [is] نيزل
akanyıldız [is] شهاب
akapunktur [is] العلاج بالإبر
akar (gelir kaynağı, mülk) [is] عقار
akarsu [is] الماء الجاري
akaryakıt [is] وقود ساءل
akasya [is][Bot] القرض/أكاسيا
akasya [is][Bot] شجرة الشنط
akşam [is] مساء
akşam [is] امسية
akşam [is] عشية
akşamüzeri [zf] وقت حلول المساء
akşamüzeri [zf] هبوط الليل
akşamcı [is][Tkz] سكير
akşamcı [is][Tkz] عربيد
akşamlamak [fl] قضى النهار في
akşamlamak [fl] أمسى
akşamleyin [zf] مساء
akşın [is] أمهق
akçaağaç [is][Bot] القبقب
akçaağaç [is][Bot] الإسفندان
akçakavak [is][Bot] مدرللمال
akçakavak [is][Bot] حور
akçalı [sf] بيضاء البشرة
akçe [is][Esk] قطعة نقدية فضية قديمة
akış [is] سيلان
akışkan [is][Fiz] مالاشكل له كالسواءل والغاز
akışkan [is][Fiz] غيرجامد
akışkanlık [is][Fiz] درجة السيولة
akıbet [is] نتيجة
akıbet [is] مصير
akıbet [is] عاقبة
akıcı [sf] سيال
akıcı [sf] ساءل
akıcılık [is] سيولة
akıl (kavrama gücü, us) [is] القوة العقلية
akıl (kavrama gücü, us) [is] ذهن
akıl (kavrama gücü, us) [is] عقل
akılcı [sf] مؤمن بالمذهب العقلاني
akılcı [sf] عقلاني
akıllandırmak [fl] رد ه الى رشده
akıllanmak [fl] تعقل
akıllı [sf] سليم العقل
akıllı [sf] عاقل
akıllıca [zf] بتعقل
akıllıca [zf] بحكمة
akıllılık [is] حدة ذكاء
akıllılık [is] حصافة
akılsız [sf] أبله
akılsız [sf] بليد
akılsız [sf] غبي
akılsızca [zf] بلاتعقل
akılsızca [zf] بغيرحكمة
akılsızlık [is] بلاهة
akılsızlık [is] غباء
akım [is] قوس قزح
akım [is] جريان
akım [is] سيلان
akın [is] اندفاع
akın [is] تدفق
akın [is] سيل
akıncı [is] غاز
akıntı [is] تيار
akıntı [is] جريان
akıntı [is] سيلان
akıntılı [sf] متدفق
akıntılı [sf] جار
akıntılı [sf] ساءل
akıtmak [fl] أسال
akıtmak [fl] اجرى هـ
akıtmak [fl] صب
akü [is] مركم
akü [is] بطارية
aküpunktur [is] العلاج بالإبر
akbaba [is][Zoo] رخمة
akciğer [is] الرءة
akdarı [is] ذرة بيضاء
akdedilmek [fl] انعقد
Akdeniz [öz.is.] البحرالابيض (المتوسط)
akdetmek [fl][Esk] عقد
akgeven [is][Bot] كثيراء
akide [is] عقيدة
akidevi [sf] عقاءدي
akidevi [sf] عقدي
akik [is] عقيق
akis (ses, ışık) [is] انعكاس
akis (ses, ışık) [is] ارتداد
akit [is] عقد
akkarınca [is][Zoo] أرضة
akkarınca [is][Zoo] النمل الأبيض
akkavak [is][Bot] شجرالحور
akkor [is] وهيج
akkor [is] وهاج
aklaşmak [fl] ابيض
aklamak [fl] برأ ـه من تهمة
aklamak [fl] برأ ساحته
aklanma [is] تبرءة
aklanmak [fl] برئ
aklıevvel [is] من يدعي العقل
aklınca [zf] حسب رأيه (في عبارة انتقادية)
aklen [zf] عقليا
aklen [zf] عقلا
akli [sf] ذهني
akli [sf] عقلي
akma [is] جريان
akma [is] سيلان
akmak [fl] انساب
akmak [fl] جرى
akmak [fl] سال
akordiyon [is] الة الأكورديون
akort [is] تعديل الأوتار
akortsuz [sf] غيرمعدلة
akortsuzluk [is] عدم التعديل
akraba [is] قريب
akraba [is] نسيب
akrabalık [is] قرابة
akrabalık [is] قربى
akrabalık [is] نسب
akran (yaşça) [is] ترب
akreditif [is] رسالة/ كتاب اعتماد
akrep [is][Zoo] عقرب
akrobasi [is] حركات بهلوانية
akrobat [is] بهلوان
akrobatik [sf] بهلواني
aks [is] قطب العجلة
aks [is] محور العجلات
aksak (hafif topallayan) [sf] به عرج خفيف
aksak (hafif topallayan) [sf] ظالع
aksaklık (topallama) [is] عرج خفيف
aksamak (topallamak) [fl] ظلع
aksamak (topallamak) [fl] عرج خفيفا
aksan [is] لكنة
aksâm [is] قطع
aksâm [is] أجزاء
aksırık [is] عطسة
aksırıklı [sf] كثير العطاس
aksırmak [fl] عطس
aksırtmak [fl] جعل ـه يعطس
aksırtmak [fl] عطس ـه
akseptans [is] وثيقة القبول
aksesuar [is] لواحق
aksesuar [is] لوازم إضافية
aksesuar [is] ملحقات التزيين
aksetme [is] انعكاس
aksetmek (ses, ışık) انعكس على
aksettirmek (ışığı, görüntüyü,sesi) [fl] عكس الصوت /الضوء
aksi (zıt, ters, karşıt) [sf] نقيض
aksi (zıt, ters, karşıt) [sf] مضاد
aksi (zıt, ters, karşıt) [sf] معاكس
aksi (zıt, ters, karşıt) [sf] عكس
aksileşmek (huysuzlaşmak) [fl] شاكس أو صارمشاكسا
aksilik (huysuzluk) [is] سوء الخلق
aksilik (huysuzluk) [is] سرعة الغضب
aksine (tersine) [zf] بالعكس
aksine (tersine) [zf] على النقيس
aksine (tersine) [zf] على العكس
aksiyom [is] مسلمة
aksiyom [is] اولية
aksiyom [is] بديهية
aktar [is] باءع الأعشاب الطبية
aktar [is] عطار
aktarılmak [fl] نقل
aktarlık (meslek) [is] عطارة
aktarma [is] نقل
aktarma [is] انتقال
aktarma [is] تحويل
aktarmak [fl] نقل هـ من الى
aktarmalı [sf] ذات مراحل
aktarmalı [sf] غير مباشرة
aktarmasız [sf] مباشرة
aktavşan [is][Zoo] يربوع
aktavşan [is][Zoo] جربوع
aktör [is] ممثل
aktör [is] سينماءي
aktörlük [is] فن التمثيل
aktüalite [is] المستجدات
aktüalite [is] الأحداث الرهنة
aktüel [sf] متعلق بشؤون الساعة
aktüel [sf] راهن
aktif (etkin) [sf] فعال
aktif (etkin) [sf] نفاذ
aktifleşmek [fl] صارفعالا
aktifleştirmek [fl] فعل هـ
aktifleştirmek [fl] نشط
aktifleştirmek [fl] نشط
aktiflik [is] نشاط
aktivite [is] فعالية
aktivite [is] نشاط
aktris [is] ممثلة
akustik [is] سماعي
akustik [is] سمعي
akustik [is] صوتي
akut [sf][Tıp] متطورة
akvaryum [is] حوض زجاجي
akyıldız [is][Astr] الشعرى
akyuvar [is] الكريات البيضاء
al [is] قرمزي
al [is] لون أحمر
ala [sf] مبرقش
alaşım [is] مزيج معدني
alabalık [is][Zoo] سمك الأطروط
alabildiğine [sf] ممتد الى أقصى حد
alabildiğine [sf] مترامي الأطراف
alabora [is] انقلاب السفينة
alaca [sf] مبرقش
alaca [sf] ارقش
alacak [is] مستحقات
alacak [is] دين
alacaklı [sf] داءن
alacaklı [sf] صاحب الدين
alacalı [sf] مبرقش
alacalı [sf] ارقش
alacalılık [is] برقشة
alafranga [sf] alad dirazil efranci على الطراز الأفرنجي
alaka [is] ارتباط بـ
alaka [is] علاقة بـ
alaka [is] صلة
alakadar [sf] مهتم بـ
alakalı [sf] متعلق بـ
alakalı [sf] مرتبط بـ
alakalı [sf] ذوعلاقة بـ
alakandırmak [fl] يهم
alakandırmak [fl] يعني ـه
alakarga [is][Zoo] ebuzurey ابوزريق
Kelime Anlamı : kargagiller familyasından saksağan dışında ortaboylu alaca renkli karga türlerinin ortak adı.
alakasız [sf] لاعلاقة له بـ
alakasız [sf] غير مرتبط بـ
alamet [is] إشارة
alamet [is] رمز
alamet [is] سمة
alamet [is] علامة
alametli [sf] موسوم
alametli [sf] معلم بـ
alametsiz [sf] بلاعلامة مميزة
alametsiz [sf] غفل
alan (geniş yer, saha) [is] منطقة واسعة
alan (geniş yer, saha) [is] ساحة
alarm (olay) [is] ٌإنذار
Alaska [öz.is.] الاسكا
alaturka [sf] على الطراز التركي
alavere dalavere [d] حيلة
alavere dalavere [d] خدعة
alay (istihza) [is] استهزاء
alay (istihza) [is] تهكم
alay (istihza) [is] سخرية
alaycı (tavır, tutum) [is] استهزاءي
alaycı (tavır, tutum) [is] تهكمي
alaycı (tavır, tutum) [is] ساخر
alaycı (tavır, tutum) [is] سخري
alaycılık [is] استهزاء
alaycılık [is] تهكم
alaycılık [is] سخرية
alaylı (alaycı) [sf] استهزاءي
alaylı (alaycı) [sf] تهكمي
alaylı (alaycı) [sf] ساخر
alazlama [is] تشييط
alazlama [is] حرق سطحي
alazlamak شيط هـ
alâimisemâ [is][Esk] قوس قزح
alçak (yüksek karşıtı) [sf] واطئ
alçak (yüksek karşıtı) [sf] منخفض
alçakça [zf] بخيانة
alçakça [zf] بدناءة
alçaklaşmak (yer) [fl] انخفض
alçaklık [is] انخفاض
alçalma (ses, yer) [is] انخفاض
alçalmak [fl] انخفض
alçaltıcı [me] مهين
alçaltıcı [me] تخقيري
alçaltma [is] تخفيض
alçaltmak [fl] وطأ هـ
alçaltmak [fl] خفض هـ
alçı [is] جبس
alçı [is] جص
alçılı [sf] مجبر
alçılı [sf] مجبس
alçıtaşı [is] جبس
alçıtaşı [is] جص
alışık [sf] متعود على
alışılagelmiş [sf] معتاد
alışılagelmiş [sf] رتيبة
alışılagelmiş [sf] عادي
alışılmak [fl] متعارف
alışılmak [fl] ألوف
alışılmak [fl] اعتيد
alışılmak [fl] عادي
alışkanlık [is] اعتياد
alışkanlık [is] ديدن
alışkanlık [is] دأب
alışkanlık [is] عادة
alışkın [sf] مألوف
alışkın [sf] متعودعلى
alışkın [sf] معتادعلى
alışma [is] اعتياد
alışma [is] تعود
alışmak [fl] تعود على
alıştırma [is] تمرين
alıştırma [is] تعويد
alıştırmak [fl] مرس
alıştırmak [fl] جعل ـه يألف هـ
alıştırmak [fl] عود ـه هـ / على
alıç [is][Bot] تفاح بري
alıç [is][Bot] زعرور
alıcı (müşteri) [is] حريف
alıcı (müşteri) [is] راغب الشراء
alıcı (müşteri) [is] زبون
alık [sf] مغفل
alık [sf] أبله
alıkonulmak [fl] منع عن
alıkoyma [is] منع
alıkoyma [is] احتفاظ
alıkoyma [is] احتجاز
alıkoyma [is] استبقاء
alıkoymak (gitmeye bırakmamak) [fl] أمسك
alıkoymak (gitmeye bırakmamak) [fl] حجز ـه /هـ [عنده]
alım (alma) [is] أخذ
alımlı [sf] فاتن
alımlı [sf] جذاب
alımlı [sf] ذووقع جميل على النفس
alımlılık [is] جاذبية
alımlılık [is] ظرافة
alın [is] جبين
alın [is] جبهة
alındı [is] وصل
alındı [is] ايصال
alıngan [sf] سريع الانفعال
alıngan [sf] شديد الحساسية
alınganlık [is] سرعة الانفعال / الغضب
alınmak (alma işi yapılmak) [fl] أخذ
alıntı (eylem) [is] اقتباس
alıntı (eylem) [is] تضمين
alıntılamak [fl] اقتبس هـ من / عن
alüminyum [is] الومنيوم
alüminyum [is] الأليمينيوم
alüvyon [is] demyun طمي
alüvyon [is] derhel bahrı طرح البحر
alüvyon [is] gıryen غرين
alüvyonlu [sf] فيه طمي
albastı [is] حمى النفاس
albay [is] عقيد
albüm (resim, pul) [is] كشكول الصور أو الطوابع
albüm (resim, pul) [is] أابوم
albümin [is] زلاليات
albüminli [sf] زلالي
albeni [is] جاذبية
albenili [sf] جذاب
albenili [sf] خلاب
albinos [is] أمهق
albinos [is] أبرص
aldanış [is] انخداع
aldanış [is] اغترار
aldanmak [fl] اغتربـ
aldanmak [fl] خدع بـ
aldatıcı [is] كاذب
aldatıcı [is] مضلل
aldatıcı [is] تمويهي
aldatıcı [is] خادع
aldatılmak [fl] انخداع بـ
aldatılmak [fl] اغتربـ
aldatma [is] احتيال
aldatma [is] تضليل
aldatma [is] خداع
aldatmaca [is] تمويه
aldatmaca [is] عمل تمويهي
aldatmak [fl] احتال على
aldatmak [fl] خدع ـ ـه
aldatmak [fl] ضلل ـه
aldatmak [fl] غش ـ ـه
aldırmadan [zf] بدون التفات الى
aldırmadan [zf] غيرمبال بـ
aldırmadan [zf] غيرعابئ بـ
aldırmak [fl] جعل ـه يأخذ هـ
aldırmamak [fl] لم يأبه بـ
aldırmamak [fl] لم يبال بـ
aldırmamak [fl] ضرب عنه صفحا
aldırmaz [sf] لايهتم بـ
aldırmaz [sf] لايعبأبـ
aldırmazlık [is] اللامبالاة
aldırmazlık [is] عدم اكتراث
alegorik [fl] رمزي
alelacele [zf] معجلا
alelacele [zf] بسرعة
alelacele [zf] بعجلة
alelade [sf] اعتيادي
alelade [sf] تافه
alelade [sf] عادي
alem (dünya) [öz.is.] الدنيا
alem (dünya) [öz.is.] العالم
alem (bayrak) [is][Esk] راية
alem (bayrak) [is][Esk] علم
alemdar [is][Esk] حامل العلم
alenen [zf] أمام الناس
alenen [zf] جهرا
alenen [zf] على رؤوس الأشهاد
alenen [zf] علانية
aleni [sf] علني
alenilik [is] علنية
aleniyet [is] جهر
aleniyet [is] علنية
alerji [is] مرض الحساسية
alerjik [sf][Tıp] حساسي
alet [is] آلة
alet [is] اداة
aletsiz [sf] يدوي
aletsiz [sf] بدون استخدام آلات
alev [is] لهيب
alev [is] لهب
alev [is] شعلة
Alevi [öz.is.] علوي
alevlendirmek [fl] أجج هـ
alevlenmek [fl] التهب
alevlenmek [fl] اشتعل
alevlenmek [fl] اضطرم
aleyh [is] ضد
aleyh [is] عكس
aleyhtar [sf] مخالف
aleyhtar [sf] معارض
alfa ışınları [is] اشعة الفا
alfabe [is] الألفباء
alfabe [is] ابجدية
alfabe [is] حروف الهجاء
alfabetik [sf] هجاءي
alfabetik [sf] الفباءي
alfabetik [sf] ابجدي
algı [is] فهم
algı [is] إدراك
algılama (hissetme) [is] احساس بـ
algılamak (hissetmek) [fl] احس هـ /ب
algılanabilir [sf] محسوس
algılanabilir [sf] مدرك بالحس
algılanmak [fl] أدرك
algılayıcı [sf] مدرك بـ
algılayıcı [sf] حساس
algerdan [is][Zoo] ابوصدر
alicenap [sf][Esk] كريم النحيزة
alicenap [sf][Esk] بعيد الشأو
alicenap [sf][Esk] عالي الهمة
alicenaplık [is][Esk] كرم الأخلاق
alicenaplık [is][Esk] نبالة
alicenaplık [is][Esk] نخوة
alim [is] من أهل العلم
alim [is] علامة
alim [is] عالم
alimallah [ünl] أبدا
alimallah [ünl] البتة
alimallah [ünl] على الإطلاق
alimlik [is] سعة اطلاع
alimlik [is] علم واسع
alimlik [is] عالمية
alkali [sf][Kim] قلي
alkali [sf][Kim] قلوي
alkali [Kim] قلى
alkış [is] تصفيق
alkışlama [is] تصفيق
alkışlama [is] تصدية
alkışlamak [fl] صفق [بيديه] ل
alkol [is] كحول
alkol [is] روح النبيذ
alkolik [sf] مدمن [على الخمر]
alkolik [sf] مدمن المسكرات
alkoliklik [is] ادمان المسكرات
alkollü [sf] كحولي
alkollü [sf] مختمر
alkolsüz [sf] لايحتوي كحول
alkolsüz لاكحولي
Allah [öz.is.] الله
Allah aşkına [ünl] لله
Allah aşkına [ünl] نشدتك الله
Allah aşkına [ünl] بالله عليك
Allah Allah [ünl] يالطيف
Allah Allah [ünl] ياحفيظ
Allah Allah [ünl] ياسلام
Allah Allah [ünl] ياستار
Allah Allah [ünl] سبحان الله
Allah bilir ne kadar [ünl] والله يعلم مقدار ذلك
Allah emri [ünl] وصية الله
Allah emri [ünl] قضاءالله
Allah emri [ünl] أمرالله
Allah rızası için [ünl] في سبيل الله لوجه الله
Allah rızası için [ünl] لوجه الله
Allah vergisi [ünl] موهوب
Allah yapısı [ünl] من صنع الله
Allah yardımcın olsun [ünl] كان الله في عونك
Allah'a ısmarladık [ünl] في أمان الله
Allah'a ısmarladık [ünl] وداعا
Allah'a ısmarladık [ünl] مع السلامة
Allah'a ısmarladık [ünl] الى اللقاء
Allah'a ısmarladık [ünl] استودعك الله
Allah'a emanet ol [ünl] وداعا
Allah'a emanet ol [ünl] الوداع
Allah'a emanet ol [ünl] استودعك الله
Allah'ın izniyle [ünl] بمشيءة الله
Allah'tan (iyi ki) [ünl] ل / من حسن الحظ
Allah'tan (iyi ki) [ünl] برحمة من الله
Allahlık [sf] في حاله
Allahsız [sf] كافر
Allahsız [sf] ملحد
allak bullak [sf] muhabbel مخبل
allame [is] تعلامة
allame [is] جهبذ
allame [is] جد عالم
allame [is] علامة
allayıp pullamak [fl] بهرج
allayıp pullamak [fl] برقش هـ
allayıp pullamak [fl] berrece برج
allayıp pullamak [fl] hassene حسن هـ
allık (kırmızılık) [is] humra حمرة
almaşık [sf] مناوب
almaşık [sf] mütenavib متناوب
almaşıklık [is] münavebete مناوبة
almaşıklık [öz.is.] تناوب
almak [fl] اخذ هـ من
Alman [öz.is.] Almani الماني
almanak [is] takvim تقويم
almanak [is] ruznamete روزنامة
Almanca [öz.is.] اللغة الألمانية
Almanca [öz.is.] المانية
Almanya [öz.is.] المانيا
alo [ünl] ألو
alo [ünl] الو
alt [is] تحت
altı [is] ست
altı [is] ستة
altıgen [is] müseddese مسدس
altıgen [is] شكل سداسي
altılı [sf] müseddes مسدس
altılı [sf] سداسي
altın [is] ذهب
altın [is] ascede عسجد
altıncı [is] السادس
altıntop (greyfurt) كريفون